30 Haziran 2008 Pazartesi

musicovery...


Böyle müthiş hizmetlere bayılıyorum :) http://www.musicovery.com/ u tıklıyorsunuz register oluyorsunuz sonra jazz, gospel, blues, metal, rock, vocal pop, pop, disco, funk, r&b, rap, electro, latino, classical, soundtrack, world, reggae, soul arasından istediğiniz müzik tarzını belirleyip bir de Dark, Energetic, Positive, Calm seçenekleri arasından ruhsal durumunuzu belirliyorsunuz önünüze çıkan ağdan istediğiniz tarzda tam da hissettiğiniz şekilde müzik dinlemeye başlıyorsunuz.


Bilgisayarlarınızdaki mp3 lerden sıkıldıysanız işte çözüm :) ben çok sevdim, siz de deneyin ;)


29 Haziran 2008 Pazar

Toprağın bol olsun...
Yattığın yerde huzurla uyu...
2 sene bitti...
Ve uğraşmak anlamsız
Yüzündeki yabancı
Her geçen saniye bana daha yabancı
Ve böyle olmasın bildiğim gibi kal sen
Her geçen saniye daha da zorlaşmasın
...... mecburduk hep uzaktan bakmaya
çok yorgunum ben ,
eski bir saat gibi ...
hırpalandım istanbul gibi ...
oyunun en güzel yerinde zil çalınca üzülürdük ya ...
öyleyim ....

28 Haziran 2008 Cumartesi

Devam... ama çookkk kısaca...

Heyecan devam ediyor, bilginize diye bitirmişim bir önceki postu ama yine ara vermiş yine yazmamışım :)
Özetle denizotobüsüne yetişme halleri sonrasında tansiyonu tarif edilemez yükseklikteki Hırvatistan maçı müthiş bir deniz keyfi -deniz analarına rağmen- haftalar sonra patates kızartması, magnummm, hala inanamadığım bir adaya çok ama çok diye nitelendirdiğim mekan olarak kusursuz tanz -bar desem bar değil öyle büyük öyle güzel bir yer- kabus gibi danslarıyla bizi hem şok eden hem de çok güldüren Avşa gençliği, gece karanlığında kumsal keyfi, deniz bisikleti her şeyi ve her şeyi ile benim ve yanımdaki herkesin ruhuna iyi gelen kısacık bir Avşa kaçamağı...

Her hafta sonunu değerlendirsek böyle, ne dersiniz?

25 Haziran 2008 Çarşamba

Bu kadar heyecan...

Pazartesiden bu yana yazacağım yazacağım bir türlü yazamadım zaten benim böyle yapacağım yapacağım bir türlü yapamadım listem o kadar uzun ki neyse bu başka bir konu kendime acımasızlıklarım yazı dizisinin bir parçası...

Her dakikası birbirinden keyifli müthiş bir hafta sonu, küçücük kısacık bir Avşa kaçamağından bahsediyorum sevgili okur ;) Nam-ı bizimklan sevgili arkadaşlarımla geçen süper bir iki gün...

Geçtiğine hatta bizim oraya gidebildiğimize bile hala inanmakta güçlük çektiğim...

Neden mi? Çünkü....

Tarihler 20 Haziran 2008 Cuma gününü gösterirken bendeniz gayet normal bir biçimde saat 18:00’de işten çıktım ve Akmerkez’in önünden Yenikapı’ya gitmek üzere taxiye bindim zira daha 1 saat 45 dk vardı ve benim Akmerkez’den Yenikapı’ya yetişememe gibi bir kaygım yoktu taaa kiii kendimi o korkunç trafiğin içinde ilk 20 dk boyunca Akmerkez’i görür bir halde bulana kadar buna bir de bindiğim taxinin şoförünün dünyanın en kötümser adamı olduğunu eklersek sanırım durumumu anlatmak için ekstra bir çabaya gerek yok. Neyse velhasıl ben gıcık taxi şoförüne siz iyisi mi beni metro girişine bırakın ben taximden devam edeyim dedim adamın canına minnet benden sonra taxisine binen zavallı insana da yalnız değilsin kardeşim ben de geçtim bu yollardan cümlelerimi iletiyorum. Neyse ben elimde bir sürü bilet sorumluluk duygusu koştur koştur metroya bindim zaman su gibi akıp giderken saat 19:00’da Taxim’deydim. Taxim metrosunun merdivenleri bendeniz ufacık tefecik Feri’ye bana mısın demedi elimde notebook (ayrılmaz parçam) artı bir de çanta ve tabiî ki kol çantam koştur koştur kendimi meydanda buldum ve gördüğüm ilk taxiye bindim nefes nefese bu sefer bindiğim taxinin şoförü de sanırım dünyanın en iyi adamıydı. Kurduğum ilk cümle 19:45 yenikapıya yetişmem lazıııımmmm, taxi şoförü 16 kere yetişiriz hanımefendi siz rahat olun, ben ohhh beee... ama hiç mi hiç gerçekçi olmadı bu tahmin velhasıl trafik yine aynı trafik hem Cuma hem iş çıkışı hem Türkiye-Hırvatistan maçı var hem herkes Avşa’ya gidiyor :) benim telefonlarım sürekli çalıyor bir biri bir diğeri sürekli ama sürekli bir Ece bir Nuray ben hep aynı replik şurda şurdayım yetişmeye çalışıyorum, kredi kartı numaranı ver biz alabilicez sanırım biletleri, tamam söylüyorum, yok ya alamıyormuşuz. Ya sen biletleri açığa aldır başka bir hafta sonu gidelim, hayır ya iptal ettirmeyeceğim, yetişirim diye düşünüyorum diyalogları ve tıkanmış bir trafik ben Eminönündeyim, umutsuzum, sadece kendim olsam siz gidin ben gelmiyorum diyeceğim halde elimde onca insanın bileti varken sırf sorumluluk duygusundan çırpınıyorum, çırpınıyor taxi şoförü ve iyimser taxi şoföründen tokat gibi bir cümle Eminönü ışıklardayız yetişemeyeceğiz sanırım ve ben çöktüm çünkü taxi şoförü umutlandıkça umutlanmıştım ben de, inanmıştım... yıkıldım... trafik durur, biz dururuz... yanımızda bir motorsiklet... taxinin camını açan bir taxi şoförü ve duyduğum cümleler; “19.45 deniz otobüsüne yetişecek, götürür müsün?” bana bakan kask içersinde zar zor seçilen gözler ve “götürürüm” cümlesi... ben şok içersinde taxi şoförünün hadi in hemen bin cümlesine karşılık ama ama tanımıyoruuummm derken taxi şoförünün çabuuukkkk demesi benim ama para ne kadar olmaz siz telefon numaramı alın ben size parayı getireceğim 0 533 bla bla bla... notebook, ben, kol çantam ve elimdeki diğer çanta ile ben hiççç tanımadığım bir çocuğun motorunda İstanbul’un sahil şeridinde tıkanan trafikte rüzgar gibi esiyoruz... Şaka gibi ama ben böyle bir şey yaptım sevgili okur hiç tanımadığım bir çocuğun motoruna bindim, hayatımda ikinci kez motora bindim, ilk binişimde kaskım dizliğim kolluğum her şeyim vardı ve elimde ne bir notebook ne bir çanta hiçbir şey yoktu bu sefer beni koruyacak hiçbir şey yokken üstüne üstlük beni ve önümdeki çocuğu tehlikeye atacak dengemizi bozacak bir sürü alet edevatla inanılmaz bir hız ve yol yordam bilmez hallerde kaldırım araba araları falan filan şeklinde normal şartlarda motor kazasında arkadaşını kaybettiğinden motorlara tepkili bir Ferihan’ken A2 ehliyet sahibi mi olsam düşüncelerinde bir motorun üstündeyim ve önümde hiç tanımadığım hala tanımadığım bir çocuk. Saat kaç bilmiyorum, belki deniz otobüsü kaçtı hiçbir fikrim yok, iki telefonumun ikisi de titremekte muhtemelen birinden Nuray birinden Ece arıyor. Ben iniyorum motordan milyonlarca kez teşekkür ederek hayatımın en hızlı koşusunu yapıyor ve kendimi iskelemizde Avşa yolcusu kalmasın son çağrı anonsları içerisinde nefes nefese içeri atıyorum karşımda 8 kişi Feriiiiii çığlıkları atıyor, Rıdvan biliyordum biliyordum yetişeceğini biliyordum işte Secret hallerinde :) aman Allahım Feri burada ama Ece yok, nasıl yani Ecesiz olmaz, çok uğraştı o kesin gelmeli diye oradan oraya koşturan bir Nuray, herkes ayrı bir film yani... Velhasıl mutlu son, bizimklan eksiksiz Avşa’ya gidiyor, şaka gibi ama gidiyoruz :)

Offf çok uzun oldu ben bu yazıyı bölüm bölüm yayınlayayım en iyisi yoksa bu kadar uzun bir yazı okunmaz...

Heyecan devam ediyor yalnız, bilginize :)

15 Haziran 2008 Pazar

Uyanış...

Güne kahveyle başladım
Ağzım kuru zihnim açık
Beyaz camda görüntüler
Hepsi o kadar dürüst ki
Hayatımdan çok memnunum
Aşk bitti aşk aptallıktı
Bir de sigarayı bıraksam
Kimse tutamaz beni artık
Küçük şeyler sevindirir ruhumu
Hayal bile edemezdim ben bunu
Daha mutlu olamam
Daha mutlu olamam
Yağmurlu bir akşamüstü
Radyo açık, köprüdeydim
Derken bir anda farkettim
Başka bir hayat yok ki
Durdum sustum gülümsedim
Gözümü açtım ben değiştim
Kızdınız, siz haklıydınız
Artik size gerek yok
Küçük şeyler sevindirir ruhumu
Hayal bile edemezdim ben bunu
Daha mutlu olamam
Daha mutlu olamam

14 Haziran 2008 Cumartesi

Demo Memo.....


Hayatımda adını ilk defa duyduğum bir şirkette cumartesi cumartesi demo yapmış olmanın haklı (!!) gururunu (!!) taşıyorum sevgili okuyucu, bir cumartesiyi daha kişisel kararlarımla değil de bana deli gibi hükmeden işimle geçirdiğim için...

Çok merak ediyorum daha kaç sene bir öğrenme sürecinde olacağım ben, daha kaç sene hala yaptığım işle ilgili bilmediğim milyonlarca şey olacak.... SAP gelişimini durdursa artık diyorum; eminim bana katılan milyonlarca SAP danışmanı daha var.... Yetişemiyoruzzzz alman kardeşlerimiz lütfeeeennnnn demek istiyorum...

Ben artık akşamları ya da hafta sonları çalışmak istemiyorum, off Allahım bunu da bilmiyorum bu akşam da buna bakayım demek istemiyorum... Ne biliim gönül rahatlığı ile askerden geleli nerdeyse 1 ay olan aynı semtte oturduğum ama hala görmediğim, göremediğim Önder'i görmek istiyorum, Ati'nin düğün telaşına, hazırlığına tanık olmak istiyorum... 15 senelik Ereğli hatunlarıyla buluşup dibine kadar muhabbet etmek istiyorum....

Bugün cumartesi, şu an aslında yapmamam gereken bir şey yapıyorum. Karşımda basis danışmanımız demo yapıyor ben blog yazıyorum... Sanırım basis HR'dan daha kabus bir modül... Yoksa şükretme sebebi mi buldum ne :P İlk önce ben yaptım hem sunumumu hem demomu... Sorular sordular, cevaplar verdim... Sözün özü ben yaptığım işe çok inanıyorum başkasını da tanımam dedim :P

Bu demo ne kadar sürer, ben yaptım bitirdim, çıksam gitsem sayın müşteri ve sayın satışçı???

18 Mayıs 2008 Pazar

Özlem


özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen

--Oruç Aruoba—


Özlenip özlenmediğini bile bilmeden özlemek, meraklar biriktirip kendine ketler vurmak, kendi içinde tek başına yaşamak...

yemek yemek yemek

Hayatımda ilk defa diyet yapıyorum sevgili okuyucu; önümüzdeki 5 hafta tarafımdan saçmasapan davranışlar sergilenirse tarafınıza bilin ki sebebi bu, mazur görün geçecek :)

Hepiniz biliyorsunuz ki ben hayatı boyunca yediklerine kısıtlama getirmemiş bir insanım, bünyeme ters hala ters o ayrı ama mecburiyet işte :P

Kaldı ki yine ve yeniden hepiniz biliyorsunuz ki ben zayıf olup da diyet yapan, elinde diyet bisküvilerle orada burada dolaşan, kendini zorlaya zorlaya günde 2 lt. su içen zayıf insanlardan da nefret ederdim hala ediyorum o ayrı :) şu anda o profil benim ama... ee dolayısıyla kendimle de çok dalga geçiyorum :)

5 hafta sürecek bir proses bu. Diyet dediğim mevzunun içeriği aslında benim normal şartlarda yediğim şeylerin kat ve kat fazlası ama bünye kendisine sınırlar konulmasına ters; bunu kabullenemiyor :)

Gelin görün ki bu aşikar çelişkiye rağmen bendeniz ciddi ciddi diyet yapıyorum; eheh utanmasam 5 hafta sonra bloguma befor after fotoğrafları koyardım ama sanırım yapamayacağım :)

Detayını öğrenmek isteyenler bilahare arayabilirler konuyla ilgili detaylı bilgi tarafımdan kamuoyu ile paylaşılacaktır :)

5 hafta sonra ohhh be diyebilmek üzere...

Zaman dediğin nedir ki, sıralı günler silsilesi... Çabucak geçer...

Geçer di mi :P