Blog geçmişim boyunca ikinci kez böyle bir rica ile karşılaştım; sebepler birbirinden çok farklı... İkisini de seve seve kabul ettim çünkü istek sahipleri hayatımın birer parçası... Ancak bu yazıyı yayınlarken tereddütlerim var; yaşadığını, keşkelerini, belkilerini onca güzel dillendirmiş ve bana "seni okuyanlar bu yazıyı okuduklarında belki ellerindekinin kıymetini anlarlar da daha bilerek yaşarlar, yayınlar mısın blogunda?" dediğinde evet dedim içimde tek bir tereddütle...Bu gerçeği yaşadığını bildiğim diğerlerinden, anane, babane, dededen öte anne, baba yakınlığında yaşadığını bildiğim bu yazının sahibi olmayan diğerimden af diliyorum; olur da okurken içi burkulursa diye :( kimsenin iç sızılarına, yaralarına dokunmak istemem çünkü... bana açtığında sarmaktan başka...
Yine de herkesin payına düşecek dersler vardır, yazanın yüreğine sağlık bu zorlu mücadelede güç diliyorum ona ve annesine... çünkü bence yaşayandan çok sevdiklerine zordur alzheimer; çok mutlu, çok güçlü, çok farkında anlarına tanık olduğun hele ki babaysa bunu yaşayan gözündeki güç idolü artık hiçbir şeyin farkında değilse bu kendisinden çok sevenlerine acı verir diye tahmin ediyorum...
Tek bir kelimesine dokunmadan, yazım yanlışlarını düzeltmeden;
koca bir kız çocuğu babasına ağlıyor.
çünkü onun babası alzheimer olamayacak kadar iyi bir yüreğe sahipti.
bunun gerçek olduğunu çoktan kabul etti. kalan zamanını değerlendirme peşinde artık o çocuk.
o çocuk artık olan bitenler için babasına kızmıyor. iyi ki de babasına tepki vermemiş. çünkü değmezmiş.
hiçbir şeyin büyütmediği o çocuk bir anda neye uğradığını şaşırdı, herşeye kafa tutan o dik kafa eyvallah dediilk keresinde, hayır benim dediğim diyen o taş kafa ilk keresinde tamam dedi bu sefer.
çocuk babasıyla ilgili kötü bi anı hatırlamıyor. iyi ki de babişko demiş çocuk hep, herkese sınır çizen çocukiyi ki babasına duracağı yeri göstermemiş.
durup düşündüğünde, korktuğu 2 tane şey hatırlayan bu geniş mezhep çocuk şimdi yaşayacaklarından bunlardan korkmadığı kadar korkuyor. bu korkularıyla annesi ve o, tek başına yüzleşmek zorundalar. hiç tereddüt etmeden başını alıp giden, gittiği her yerde mutlu olan, çok sıkıntının içinde hep mutlu olmayıbecerebilen, cidden anı yaşayan bu çocuk artık ilerisini planlamak zorunda olduğunun, destek olmak, doğduğu şehirde yaşamak, bütün gün bilg başında çalışmak zorunda olduğunun farkındalığıylayeni bir iş dedi istanbulda ve hiçbiryere gitmedi.
allahtan çocuk tamamen büyümemiş ki, kalan zamanını gülümseyerek değerlendir diyen kocayan kısmına öğüt verip duruyor. sonra babanı çok özleyeceksin, onunla zamanını iyi değerlendir diyerek fısıldıyor hep.bir gün herkesi özleyeceksin diyor hatta, sen ki kimsecikleri özlemeyen, ooooh vur patlasın çal oynasın diyen sen....
herşey bir kenara da, çocuğun hala gücüne giden tek şey babasının çok iyi kalpli olmasıydı. keşke ona olsaydı da babasına olmasaydı diyebilecek kadar incinmiş. yaşarken yaşadıklarını, sevdiklerini, sevmediklerini, yemek yemeyi unutacak olması pek cok seyden daha ağır gibi geliyor çünkü ona.
iyi ki babasına onu ne kdr sevdiğini hep hissettirmiş. bu yazıyı okuyan herkes kendine biraz olsun pay çıkarsın istiyor, çünküya tersi olsaydı dediğinde dehşete kapılıyor. gerçekmiş gibi yaşadığı için kimsenin bu dehşeti yaşamasını istemiyor.
çünkü onun babası alzheimer olamayacak kadar iyi bir yüreğe sahipti.
bunun gerçek olduğunu çoktan kabul etti. kalan zamanını değerlendirme peşinde artık o çocuk.
o çocuk artık olan bitenler için babasına kızmıyor. iyi ki de babasına tepki vermemiş. çünkü değmezmiş.
hiçbir şeyin büyütmediği o çocuk bir anda neye uğradığını şaşırdı, herşeye kafa tutan o dik kafa eyvallah dediilk keresinde, hayır benim dediğim diyen o taş kafa ilk keresinde tamam dedi bu sefer.
çocuk babasıyla ilgili kötü bi anı hatırlamıyor. iyi ki de babişko demiş çocuk hep, herkese sınır çizen çocukiyi ki babasına duracağı yeri göstermemiş.
durup düşündüğünde, korktuğu 2 tane şey hatırlayan bu geniş mezhep çocuk şimdi yaşayacaklarından bunlardan korkmadığı kadar korkuyor. bu korkularıyla annesi ve o, tek başına yüzleşmek zorundalar. hiç tereddüt etmeden başını alıp giden, gittiği her yerde mutlu olan, çok sıkıntının içinde hep mutlu olmayıbecerebilen, cidden anı yaşayan bu çocuk artık ilerisini planlamak zorunda olduğunun, destek olmak, doğduğu şehirde yaşamak, bütün gün bilg başında çalışmak zorunda olduğunun farkındalığıylayeni bir iş dedi istanbulda ve hiçbiryere gitmedi.
allahtan çocuk tamamen büyümemiş ki, kalan zamanını gülümseyerek değerlendir diyen kocayan kısmına öğüt verip duruyor. sonra babanı çok özleyeceksin, onunla zamanını iyi değerlendir diyerek fısıldıyor hep.bir gün herkesi özleyeceksin diyor hatta, sen ki kimsecikleri özlemeyen, ooooh vur patlasın çal oynasın diyen sen....
herşey bir kenara da, çocuğun hala gücüne giden tek şey babasının çok iyi kalpli olmasıydı. keşke ona olsaydı da babasına olmasaydı diyebilecek kadar incinmiş. yaşarken yaşadıklarını, sevdiklerini, sevmediklerini, yemek yemeyi unutacak olması pek cok seyden daha ağır gibi geliyor çünkü ona.
iyi ki babasına onu ne kdr sevdiğini hep hissettirmiş. bu yazıyı okuyan herkes kendine biraz olsun pay çıkarsın istiyor, çünküya tersi olsaydı dediğinde dehşete kapılıyor. gerçekmiş gibi yaşadığı için kimsenin bu dehşeti yaşamasını istemiyor.


.jpg)

