sözleriyle,
İlkay Akkaya’nın o kusursuz sesiyle
ne zaman dinlesem içim acır,
ne zaman dinlesem
düşünür düşünür dururum...
kıyısından, köşesinden, yaşadıklarımdan, biriktirdiklerimden, sevdiklerimden, nefret ettiklerimden, sevindiklerimden, üzüldüklerimden, kırıldıklarımdan, incittiklerimden, her şeyimden, herkesimden azıcık ben...

İçime fenalık geldi... Zira Adını Sen Koy 2 saat değil 120 dakikaydı... Hiç bitmeyecek sandım... Çıksak mı diye içimden çok geçirdim ama hep bir belki ile izledim... Umutlarım suya düştü... Filmde elle tutulur tek bir sahne yakalayamadım... Ahmet Mümtaz Taylan da olmasa iyice of yani diyecektim...Her şeye rağmen hala aşka inanan biri olarak... Mantık ve aşkın aynı cümlede geçemeyeceğini bilen biri olarak... Aşkın sınırları olmaz... Kuralı olmaz... Diyen biri olarak... Bir fotoğrafa aşık olunur mu sorusunu soramadan edemedim... Hadi taraflardan biri bir fotoğrafa aşık oldu diğeri totalde bir gün onun da anca birkaç saatini birlikte geçirdiği birine nasıl oldu da bu kadar tutuldu, bir de evlenme arifesindeyken... Yok ben kesin bir ara daldım ya da sıkıntıdan uyudum kaldım o sırada da bu Aybige kız ile Ilgaz oğlan arasında bir şeyler oldu... Aksi mümkün değil... Tamam ben ilk görüşte aşka inanan bir insan değilim hiçbir zaman da inanmadım ben tanıdığım bildiğim adama aşık olurum... Oldum ya da... Ama yok yani ne bir insan bir fotoğrafa aşık olur hem de o fotoğraftaki en yakın arkadaşının nişanlısıyken ne de totalde bir gün geçirdiği biri için evlenmekten vazgeçer... Aşk sınırsızlıktır demiştim evet... Evet ben dedim onu ama bu kadar da gerçekten uzak bir şey olmaz yahu...
Kaldı ki filmi izleyip de hem Ilgaz’ı hem Aybige’yi yürekten kutlayan vay be adam gibi adamlar ne doğru davrandılar değerlendirmesinde bulunan milyonlarca insan olduğundan eminim... Zira Ilgaz nefes alamadığını içinin onunla dolduğunu söylediği Aybige için sırf en yakın arkadaşının nişanlısı olduğundan herhangi bir aksiyon almamıştır gayet delikanlıdır... Aybige de kafası karışmış olsa da evlendikten sonra salya sümük ağlasa da bağrına taş basıp Ilgaz’ın değil Can’ın elini tutmuş, onunla evlenmiştir ve takdire şayandır... Öyledir çünkü bizde... Kan kusarsın şerbet içtim dersin... Aferin alır takdir edilirsin ama bilmez kimse iç dünyanda neler olur biter... Başkaları aferin demiştir de ne olmuştur... Gerçek değişmiş midir... Hayır hem de kocaman bir hayır... Yaşananlar yaşanmamış mıdır... Hayır hem de kocaman bir hayır... Sadece –mış gibi yapılmıştır, yokmuş gibi, olmamış gibi... Düzen böyle devam eder çünkü aksi olmaz...
Konu çok tanıdık ve olası bir konuydu, çok şey bekleyerek de gidilmiş bir filmdi benim için ama sonuç koca bir sıfır... En yakın arkadaşına aşık olabilirsin, en yakın arkadaşının sevgilisine aşık olabilirsin, en yakın arkadaşın senin sevgiline aşık olabilir, en yakın arkadaşın sana aşık olabilir... Çok çok çok olası şeyler... Çok bilindik hikayeler ama keşke hikaye, anlatım... İçi dolu, güzel bir şey olsaydı... Olmamış...
Şunu söyleyebilirim; güzel diye sadece şunları sayabilirim başka da bir şey yok; üzgünüm...
· “İnsanın kaderini değiştirecek kişiye rastlaması ne kadar zormuş. Bir sevdayı yaşamak için ne çok bedel gerekiyormuş.” Cümlesini taşıması...
· Melih Kibar-Demet Sağıroğlu ortaklığı müthiş şarkı; adını sen koy...
· Cesaret sahibi olmak için deli mi olmak gerekir sorusunu sordurtan Ahmet Mümtaz Taylan’ın “İkimizden biri mutlu olsun” istedim haykırışı...
· Kavafis’in o müthiş şiirinin “Şehir” in bir kısmını barındırıyor olması; nereye gidersen git kendini de götürürsün ü hatırlatması size, bir kısmı geçse de filmde siz yine de hepsini okuyun :)
Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Başka da bir şey yok...
Dip Not: Gitmeyin; paranıza yazık...


Valla insanoğlu ancak bu kadar güzel bir şey yapabilir, ötesi de yoktur :)