28 Haziran 2007 Perşembe

Murat'a...

Geçen sene bugün ben uzaklarda, hissetmediğim dilleri konuştuğum, mecburiyet anları paylaştığım insanların yanındayken düştü telefonuma Aslı’nın mesajı “Murat'i kaybettik Ferihan”. Kaç kere okuduğumu bilmiyorum, eksik, yanlış, tekrar oku dediğimi kendime kaç kere bilmiyorum... Ne eksikti, ne yanlış... Murat’ı kaybetmiştik... Hala anlam veremediğim; içime, zihnime sığdıramadığım, kaza deyip geçemediğim, sevdası motorsikletinde....

Bugün tam bir sene oldu ama ölüm o sonsuz soğukluğundan hiçbir şey eksiltmedi... Murat denince ben hala içimde bir yerlerde ince bir sızı hissediyorum... Murat denince ben sakinim ama iyi değilim...

Telefon numarası hala rehberimde aradığımda kimin açacağını bilmedigim, ama o sesi tekrardan asla duyamacağımdan emin olduğum... Gidenlerin telefon numarasına ne yapılır hiç bilmiyorum. Silmek çok korkunç geliyor, çok korkunç... Onun artık burada olmadığını kabullenmek kadar korkunç... Sesini bir daha duyamayacak olduğum gerçeğini yüzüme vuracak kadar korkunç. Aradığım kişiye asla ulaşılamayacağını bilmek kadar korkunç, o kadar ağır...

Murat’ın gitmesiyle anladım ben ölümün ne denli soğuk olduğunu... Sevdiklerinden uzak, tek başına olmanın hayatın karşısında nasıl da güçsüz hissettirdiğini insana geçen sene bugün anladım... O yüzden yok zihnimde bugün uzaklarda bir yerde yaşamak, iletişimi sadece teknolojiye sığdırmak... Geçen sene bugün söz verdim kendime... Uzakta olmayacağıma dair... Hiçbir şey için değmeyeceğine, uzakta olmaya hiçbir şeyin sebep olmadığına... Geçen sene bugün karar verdim ben...

Bugün Murat’ın gidişinin üzerinden tam 365 gün geçti. Her şeyin anlamsızlaştığı, hayatın rengini ama en çok da kocaman bir gülümsemeyi kaybettiği günün üzerinden tam 365 gün geçti... Hala aklım almıyor hayatın nasıl bu kadar cimri olabildiğini, O’na sadece 26 yıl vermesini... Hala aklım almıyor hayatımın bir dönemine parmak izlerini silinmemecesine bırakmış, en mutlu gününü, düğününü gördügüm Murat’ın yüklemi ölüm olan cümlenin öznesi olduğunu? Ölüm kimseye yakışmıyor ama gözlerinin içi parlayanlarda tam anlamıyla eğreti duruyor, Murat'a hiç mi hiç yakışmadı...

Her yaşanmışlık bir öğreti; bu en çok acıtanı... Her şeyi süpürüyor ölüm, hiçbir şey bırakmıyor... Sınırsız sorgulamalar içinde boğuyor beni; geriye dönüp baktığımda üzüldüğüm onca şey, onca kişi için, canım yanıyor dediklerim için utanç duyuyorum ben 1 senedir. Çünkü bu öyle bir öğreti ki; ölüm en büyük gerçek, tersine çevrilemeyecek tek şey... Hayatın gecikmesine kızdığım, kırıldığım her an için utanç duyuyorum şimdi...

Ben uzaklardayken defnedildin Murat, yoktum cenazende, hep içimde kalacağını bildiğim eksikliğim oldu cenazendeki yokluğum... Sonrasında gördüm Senem’i, anneni, babanı, eşini... Hiç bilmediğim hallerde... Allahtan sonsuz bir sabır diliyorum hepsine bitmeyecek bu acı için...

Murat... ben sana o görüntüyü hala giydiremiyorum.... Toprağın bol olsun diyemiyorum....

"Hayat bu muydu?
hayatını bir tel örgünün arkasında geçireceğini bilse doğmak ister miydi... bilmiyorum..."


demişsin senin objektifinden çıkan bu fotoğraf bu köpek için... Şimdi sana sorular sorsam, şimdi sana "Hayat bu muydu?" desem cevap verir miydin???


25 Haziran 2007 Pazartesi

www.gozkurulugu.com



Siz de;

  • Kontakt lens kullanıyorsanız (Kasım başı itibariyle ben de bu gruba dahil olacağım)
  • Gün boyu klimalı ortamlarda bulunuyorsanız (Hava 65 derece iken aksi mümkün mü??)
  • Lazer operasyonu geçirdiyseniz (Nuray, Orçun ve çok yakında Tuğba)
  • Yoğun bilgisayar kullanıyorsanız (uyku hali dışındaki her an neredeyse)
  • Sigara kullanıyorsanız (kullanmayın diyorum kaç kere)
  • Romatizmanız varsa (yoktur bu yaşta ama :P)
  • Kalp rahatsızlıkları ve diyabetiniz varsa (çok hassasmış canım bu göz denen organ da :P)
  • Göz tansiyonunuz varsa ve buna bağlı olarak damla kullanıyorsanız
  • Yaşlıysanız :P (tamam canım blog sadece size hizmet etmio ki çevrenizdeki yaşlılara iletin :P)
  • ve bir takım çevresel faktörlere mağruz kalıyorsanız (Nemi düşük, sıcak veya rüzgarlı ortamlar, radyasyon, kimyasal maddeler, uygun olmayan ışınlar, yüksek yerlerde kalma gibi)

sizin de göz kuruluğu gibi bir probleminiz var demektir o zaman napıyoruzzz hemen www.gozkurulugu.com a giriyoruzzzz olay neymiş ne değilmiş napmamız gerekiyormuş okuyoruz izliyoruz öğreniyoruz olmadı soruyoruz Abdi İbrahim doktorları hemennnn bize cevap veriyor :) Ankete katılmayı da unutmuyoruz ;) Kullandığı ilaçtan dolayı (roaccutan) herbir yanı kuruyan zavallı ben ilaç bitimine kadar lens kullanımını ertelemiş durumdayım ama şimdi bile gözlerimin gunboyu rahatsız oldugu düşünülürse üstüne bir de lens eklenince benim canım arkadaşımın Refresh satışlarında önemli bir artış olacak, hadi gözün aydın sayın PM Aslı Çetin ;)

gözünüz yanmasın, batmasın, bulanmasın.... hayata bakışınız hep net olsun :)

www.gozkurulugu.com favorites'lerinize eklenmiş bir site olsuuunnn :)


Bence sen beni uyut!!! (by Yücel :P)






Ayyyyyy bu ne sıcak ya :( pardon bunun daha Temmuz’u, Ağustos’u var, çekilecek çile mi? Bence değil :( Yapılacak bir şey var mı? Sanırım yok....



Ben bundan sonra suda yaşamak istiyorum, öyle yüzmek falan da değil ciddi ciddi yaşamak. Hani suda oturayım, suda uyuyayım falan istiyorum. Fotodaki gibi bir yerde mutlu olmak istiyorum :) Mümkün müdür? Yetkili merciilerden cevap bekliyorum....


Haftasonu anektodları :P

Cuma akşamı Aslı ve Burcu ile Profilo’da buluştuk, kız olmanın ilk şartı sanırım olmazsa olmaz birkaç mağaza gezip alışveriş yaptık gerçi ben değil kızlar bir şeyler aldılar zira takvimlerimiz ay sonunu gösteriyorken ben mümkün mertebe (çok zor oluyor ama) kendimi alışverişten uzak tutuyorum. Evde uğraşmamak adına akşam yemeğimizi de Profilo’da yedikten sonra atladık Aslıcığımın gemisine eve gittik. O ne büyük araba ya valla ben arkaya 16 kişinin rahat oturabileceğini düşünüyorum :P Nuray’ın 307 sine 5 kişi sığıyorsa (arka koltuktan bahsediyorum zira tüm araba düşünüldüğünde 5 normal bi rakamdır) Aslı’nın Passat’ına 16 kişi sığmalı :P Evde böyle tam bir cuma modunda dedikodu yaptık ev bir ara internet cafe gibiydi :) Burcucuğumun buzlar içinde servis yaptığı meyvelerden bahsetmeden geçemeyeceğim (çok etkilendim sanki :P) Neyse sabah erkenden kalkılıp yollara düşüleceğinden çok geç yatmayalım dedik, yattık uyuduk. Bu kız kardeşler inanılmaz dakikler söyledikleri gibi sabah saat 8’de yoldaydık :) çokkkk keyifli bir yolculuk geçirdik Akçakoca’ya kadar. Hande Yener eşliğinde. Arada baydı arada off ya müthiş dedirtti :) Burcu’dan Sen Anla’yı dinlemek istiyorum.... deliyim ben deliyiiimmmm :P şarkılar sindirildi mi bilmiyorum sınav yapmak lazım. Kibir hafızalara kazındı onu biliyorum da :) 11 sularında Akçakoca’da Aslıların yazlıkta Feride Teyzemin hazırladığı kahvaltı masasındayızzz çok daha keyifli olabilirdi ama sağolsun tribal annem telefon edip neden cumadan gelmiyorsun, neden bir gece kalıyorsun, neden Pazar dönüyorsun şeklindeki soruları ile benim asabiyetimi tavan yaptığından koşaradım kahvaltı edip Ereğli yoluna devam ettim ben. Ya anlıyorum özlüyorsun, gelsin istiyorsun ama şekerciğim ben artık öğrenci değilim ki öyle her canım istediğinde geliyim, yetinmek lazım bu sevginin sacmasapan dışavurumu işte offf ya dedirtio insana. Neyse ben gittim Ereğli’ye aile saadeti içerisinde tekrar kahvaltı ettim (patladı yani bana, Allahtan kahvaltı seven bir hatunum. Annem yazık, kızım sen acıkmışsındır hadi hemen oturalım falan dio oysaki haberi yok ben Feride Çetin sponsorluğunda yaptım kahvaltımı :) ayyy ne var evet yalan söyledim aksi olsa yolardı Aysel Hanım beni :P) kahvaltıdan kalktık annem hadi ben gidiyorum dedi ben nasıl ya nereye demeye kalmadı hatun kendisini günde buldu yok efendim çok önceden belliymiş. Sen sabah ara o kadar trip yap ben eve geliim sen çık. Sonra ben konuşunca konuştu oluyorum.... Zorrrr çok zor :P Bu iki günlük Ereğli gezimizin anne tarafıydı :) akıllara zarar :P

Babacığım yine ve yeniden kızım neden yordun kendini biz gelecektik zaten İstanbul’a o zaman görüşürdük hallerindeyken anne kişisi arkadan aaaaa niye yormuyormus canım yorcak tabii diye söylenmekteydi. Farklı oldukları için bu kadar uzun yıllardır birlikteler sanırım :P Kendisine uzun zamandır almak istediğim tansiyon aletini almış olmanın verdiği sevinç içerisinde babamın şunu da ye kızım bak bunun tadı çok güzel ilgileri ile geçti Ereğli gezimizin baba tarafı :P tansiyonsuz günler babacığım :)


Filiz... hala hamile :P ama hiççç belli değil kendisi de şişman (çok kızıyor buna ama öyle :P)olduğundan mı ne :P pek sıkıntısı yok Allahtan, Yücel’den başka eheheh :) kardeş kıskançlıklarında da bizimkisi... hem döverim hem severim halleri :) ufaklığın miniminnacık fotosunu gördüm renkli ultrason siz de yakında göreceksiniz inş. telefon ile notebook bluetooth bağlantısında birbirlerini görebilirlerse :( kafa, kollar falan inanılmaz gelişmiş gerçi gözler, kulaklar falan son lokasyonlarına yerleşmemişler henüz bacaklar yok yani var da yok gibi. Bir de doktor bu halinden erkek olduğunu anlamış, ben hiçbir şey göremedim :P çok duygu yüklendim bu fotoyu görünce sormayın gitsin :)



Onur... LOST DVD lerine kavuşunca hazine bulmuş edasıyla başından kalkmadı o yüzden hakkında söyleyebileceğim pek bir şey yok :) kendisi çok iyi maşallah her geçen gün biraz daha kilo alıyor nolucak bilmiyorum :P böyle kalıplı bir şey oldu çıktı... kendisiyle ilgili en önemli haber yaz okuluna kalmamış olması ailecek gözlerimiz yaşardı :P bu geyikti ama şimdi yazacağım kısım gerçek; annem ağlamış yuh dedim ya sanki dünya çapında bir başarı elde etti :P kıskanç mıyım neyim :P

Veee bence en önemli varlık Yücel.... kendisi yine ve yeniden kopardı beni, hayran bıraktı kendisine. Adam tek başına show yapıyor ya :) teyzesi ona giderken gitar aldı hani biz bir şey yapmadık çocuk öyle büyümesin bir ilgi göstersin spor müzik falan diye... tam adamına almışım iki gün boyunca sürekli konser verdi bize, çektiğimiz eziyeti siz düşünün :) şarkı uydurup duruyor; söz, müzik kendisine ait yani :)bir de öyle lokal falan değil ingilizce almanca söylüyor salak ya :) kendikendine mektup yazıyor imza olarak da yücel nokta com diyor ki ben buna koptum. Mektup şu; esra ben seni çok seviyorum ve ömrümün sonuna kadar da sevicem ama babana söyleme yücel nokta com :) ayyy çok komik manyak ya nerden duymussa söylüyor söylüyor sonunda yücel nokta com :) notebook umun tab tuşunu yerinden sökmüş olması bile beni kızdıramıyor çok ilginç :P merak etmiş çocuk altında ne var diye allahtan tek tuşla kurtardım :) her vedalaşmamızda olduğu gibi bunda da öpmedi beni :( kızıyor gidiyorum diye....

Dönüşte yine ve yeniden Aslı Turizmin sayın yolcuları halindeydik :) gidişimize nazaran dönüşümüz daha sakindi. Ben mesela saatlerce tırnak törpüledim :P bir an öyle yaşlanıcam sandım eheheh :)

Veee tekrar İstanbul, sıcak çok sıcak daha da sıcak olacak (Emre Altuğ’a göndermeler :P)

Sonuç : Anne-Baba gönlü alınmış, mutlu mesut bir haftasonu geçirilmiş oldu :)





22 Haziran 2007 Cuma

Şükürler olsun :)

Bugün bebişimiz 17. haftasını doldurdu ama her şeyden önce ablamın hamileliğinin başlangıcından bu yana ürktüğüm 16. hafta dolsun Allahım nolur dediğim haftayı, down sendromu açısından son derece önemli olan üçlü tarama testini ardımızda bıraktık. Bence başlangıcından beri en önemli konu buydu kimbilir belki de o yüzden cinsiyetini ögrendiğimizde dur bakalım bir de şu test yapılsın cümleleri ket vurdu heyecanımıza zira riskli bir hamilelik sözkonusu ablamın evliliğinde. Binlerce binlerce kez teşekkürler temiz çıktığı, benim miniciğimin hiçbir problemi olmadığı için :) Ağbisi gibi canavar bir şey gelecek sanırım :)

Tıbbi Bilgi :) : bebişimizin yağ depoları yavaş yavaş dolmaya başlamış bu hafta yani kendisi biraz şişmanlayacak zira hızlı büyüme evresindeymiş :P Ayrıca içinde yüzdüğü sıvıyı akciğerlerine çekip çekip geri veriyormuş ve tıp dilinde buna ilkel soluma deniyormuş. Kalbi inanılmaz bir eforla sürekli kan pompalıyormuş, günde yaklaşık 25-30 litre kan pompalıyormuş minicik kalbi minicik vücuduna :)
Güzel şeyler bunlar ya :)

Bildirim :P

Evettt.... Gencecik space'imin yazılarını daha da genç bloguma taşıdıktan sonra artık tek elden gitme yöntemini benimsediğimi sizlere bildirmek isterim :)

hakkında yazmak istediğim şeyler birikedursun içimden bir gün hadi Fery sesi yükselir yükselmez bir kaç satır ekleyeceğimi de sizlere bildirmek istediklerime eklerim :P

o ses ne zaman yükselir, bunu hiçççç bilmiyorum ama :(

haa bi de ben bu bloga niye fotograf yükleyemiyorum yani görsel açıdan sıfır olmasının sebebi ya benim yeteneksizliğim ya da blogun yetersizliği, çok yakında çözeceğim :)

Sportif insan Feri... _12 Haziran


Veee karşınızda Gengym Spor Salonu dahilinde ter atmış Ferihan Savaşşşşş :)

Evettt sevgili arkadaşlar takvimler 11 Haziran'ı gösterirken yani dünü bu bünye ters mers demedi spor yaptı :) bundan sonra da yapacak. Gayet keyifli bir şeymiş benden söylemesi hani benim ilk günüm olmasına rağmen şu anda da ay oram ay buram demiyorum. Meğer sevgili hocam çok haklıymış spor gerçekten yormaz dinlendirirmiş eheheh çok kaptırmış gördüm kendimi yahu :P

Yok valla ben kendi performansımı tebrik ettim öncelikle, onların yani sevgili hocalarımın gösterdikleri hedefin hep üstündeydim gerçi kendileri de fazla insaflıydı hani 25 sene sonra spor yapmış ürkütmeyelim tadındaydılar. Yalnız ben anladım ki şu kolları çalıştırmak için yapılan hareketler çok acımasız ya da önce kol çalışmak lazım sona kalınca takatim kalmıyor.

Süreç şöyle başladı :)

1. Ferihan eve gider, sportif genç olaraktan giyer eşofmanlarını spor salonunun yolunu tutar zira 5 dk sonra oradadır :) (evim evim güzel evim :P)
2. Girer girmez sen nerdesin, neden gelmedin geçen hafta soruları ile karşılaşır bir şekilde geçiştirir ya önemli olan şu an burada olmam değil mi der :P
3. Neyse etraftaki anlamsız aletler benim için birazdan anlamlanacak düşüncesi ile Selim Hoca tarafından Timur Hoca'ya teslim edilir.
4. Önce ölçüleri alınır. Parça pinçik her tarafının hem de...
5. Sonra yürüme bandı ile tanışılır, ben ellerimle yürüme bandını tutarken yanımda sinribozucu iki arkadas eller serbest koşma halindeydi tabii ki susmadım ben niye tutuyorum onlar niye tutmuyor diye sordum sevgili hocama o da yanlış hatırlamıyorsam ilk defa spor yapıyordun dedi heyecan yaparsın merak etme sen de bırakacaksın dedi ben de ohhh bak şimdi rahatladım dedim geçtim. Hedef 20 dk. yürümekti sonrasını bana bıraktılar ama ben bir 10 dk daha ekleyip artı bir deeee hız arttırarak 30 dk. yürüdüm, terledim ayrıca hiççç sıkılmadım. ELimde notebook yoktu ondan mı acaba, öyle boş boş yürümek kolay tabii :P
6. Sonra bisiklete binilir 15 dk. kadar <çok sevgili diğer hocam benimle baya bir dalga geçti güldük eğlendik az biraz kısayım ya :P>
7. Sıradaki iki hareketten nefret edilir zira kendileri çoookkk zordur :( iç ve dış bacakları çalıştırmak üzere yapılan bir hareket ki ben yuh dedim hani hep yürüsem hep bisiklete binsem ama o iki hareket çok önemliymiş ben hocaların yalancısıyım :P zorlandım ama açıkça...
8. veee sırada mekik var 15 er tane 2 tur direktifini aldıktan sonra mekik çekmeye başlanır ancak devam ettirilemez kibar bir dille kusura bakma hoca benim belimi zorluyor bu kalsın denir hoca tarafından da durum onaylanır :) çok anlayışlılar canım :)
9. veeee alt vücut burada son bulurrrrr sıra geldi üst vücuda ve hoca değiştirmeye. Şimdi başka birinin sözü dinlenecektir...
10. bu kısımda da sürekli değişik duruşlarda kollar çalıştırılır, ağırlık kaldırılır şahsen bu hareketler, özneyi yani beni bacak hareketlerinden daha çok zorladı notebook taşırkenki halime şükrettim :) beteri varmış :P

sonuncu hareketten sonra çok sevgili hocam yanıma gelip bitti mi dedi ben de evet ama itiraf ediyorum sonuncuyu çok düzgün yapmadım dedim şöyle bir baktı bana ben de ama çok yorulduuummm yaa deyince anlayışlı olan tarafını çıkardı içinden :) hadi bakalım ilk günün soğutmayalım seni dedi ben kendisine minnettar kaldım :)

Veee evim evim güzel evim, duşşşş... ilk gün bitti ardı gelecek biliyorum ve sanırım ben bu işi seveceğim hani benim gibi olan arkadaşlar varsa ben birkaç kere daha gidiim benim fikrime guvenebilirsiniz gayet durust davranacagım :) söz veriyorum....

Bir de şunu eklemek istiyorum bilmem kaç km yürü bilmem kaç km pedal çevir ama gıdım ilerleme aynı yerde dur, ne kadar dünden memnun kalmış olsam da hala manasız hala manasız :P

Aktif dinamik insan Feri :)

Hayatıma Dair... _ 8 Haziran


1. bugün Haziran 8, zaman ne kadar cabuk geçiyor (bknz. Nasıl oluyor; vakit bir türlü gecmezken yıllar, hayatlar geciyor?)
2. artık Ayşe Kadın'da oturuyorum adrese bakılırsa Kozyatağı, Erenköy her yer her şey olabilir, seviyor muyum? sanırım evet, içindeki her şey aynı olunca belki de alışmak denen iyi mi kötü mü anlamadığım eylem daha bir kolay oluyor.
3. belki de hayatıma dair en önemli haber, ikinci kez erkek teyzesi olucam; Ela beklerken, Ela isterken henüz net olmasa da sanırım Efe adında bir erkek yeğenim daha olacak :))))))))
4. kendisi bu hafta itibariyle 15 haftadır anneciğinin karnında yüzmekte :) ve bu hafta kendisinin saçları çıkıyor :) incecik, ipek gibi olurmuş bu hafta çıkmaya başlayan saçları öncesinde saç namına hiçbir şeycik yokmuş minicik kafasında 15. haftada oluşuyormuş :)
5. ufaklık 15. hafta itibariyle bir de parmağını emmeye başlıyormuş, bunu hepimiz yapmışız kural bozmiim diye benim miniğim de yapacak hatta yapıyordur şu an :) anne karnında gelişen bir refleksmiş bu doğduktan sonra olmayacakmış :) o zaman emmek için daha güzel bir şey bulacak belki ondandır :)
6. bu ufak ufaklığın haberleriydi bir de ilk gözağrım, Yücelciğim var. Kendisi fazlasıyla ağbi olmak istese de kıskanmamak elinde değil sanırım ve sanırım insanoğlu bu çelişkiyi hep ama hep yaşayacak... hani yanlış olduğunu bildiği halde duygusal tarafına yenik düşmek ve istemese de bazı şeyleri yapmaya devam etmek gibi... halbuki bilmiyor onun yerini ne kardeşi ne benim ne dayısının çocukları alamayacak... o ilkti ve hep en özel olarak kalacak :) herkesin sevgisi ayrıdır, biliyorum ama sanırım ben Yücel'i hep biraz ayrı tutacağım... hani en azından bana ilk teyze diyen ses olarak bunu hak ediyor :)
7. işimden, şirketimden, projemden bahsetmek bile istemiyorum... bu hayatın doğal düzeni sanırım verdiği kadar alıyor :( 3, 4, 5, 6. maddelerdeki mutluluğumu 7. maddeye taşıyamayacağım... kendimi kaygan bir zeminde hissediyorum ve etrafımda tutunacak ne bir dal ne de sırtımı yaslayabileceğim bir duvar var... şaka gibi her şey... hani bir gün bir yerden biri çıkacak kameraya el salla diyecek ve o an her şey düzelecekmiş gibi... şaka gibi... gerçekten...
8. iki gündür aralıksız Göksel'in ilk albümünden Kurşuni Renkler'i dinliyorum, müthiş bir Sezen şarkısı... Kıyıda köşede kalmayı hiç hak etmeyenlerden... hani şöyle dinlerken içinizden bir şeyler koparıp alan şarkılardan... Aşkın Nur Yengi benzerliğinde bir Göksel sesi, belki Sezen şarkısı olmasından kaynaklı ama müthiş... yok olamaz dur dur gidemezsin... gözlerimin rengi dur, bulutlara dönemezsin... yok alamazsın beni deli zaman, dur ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin... yok olmaz erken daha biraz geç kalın ne olur... hiç hazır değilim henüz... ne olur baharlarımı bırakın bir süre daha, tanıdık değil bana güz...
9. 8 gün sonra açıkhavada müthiş olacağına inandığım bir Sezen gecesi bekliyor beni, bizi... gecen seneyi düşündükçe en az onun kadar inanılmaz olsun istiyorum fazlasını kaldırabilir miyim diye şüphe ederek.... bırak beni'yi yine söylesin diliyorum...
10. inanılmaz bir haberle son veriyorum hayatıma dair maddelere :) ben spor yapmaya başlıyorum... size şaka gibi geliyor di mi ama değil :) 15 aylık bi program ben de şüpheliyim ama hocam iddialı 2 ay sonra bırakamıcaksın diyor, bi git allahını seversen dedim ben kendisine :) ve çok dürüst davrandım, gelmek zorunda olmasam hayatta gelmezdim dedim :) bacaklarımdaki ağrıların geçeceğine dair ve bir daha bayılma riskimin azalacağına dair doktor tavsiyesi olmasa yine gitmezdim... Spor benim bünyeme ters :) bir de spor salonunun adına dikkatinizi çekiyorum çok geyik :) gengym... 2 ay sonra benim sesimden gengym, güzelim seni üzerim i duyucaksınız haberiniz olsun :)
11. ben yemeğe gidiyorum....

:) _ 2 Haziran


14 haftalıkken daha biz hazır değil 2 hafta daha var derken söyledi cinsiyetini o yüzden belki de hayatın anlamı meleğim “teyjeeeee benim kardeşim erkekmişşş” deyince algılayamadım sonra durdum sevindim :) iki erkek kardeş büyüyecek 4 yaş farkla, birbirinin yanında olacaklar hep ve dilerim her şeyin en güzeli neyse onlarla olur... yüzlerinden gülümseme içlerinden huzur hiç eksik olmaz... bizden güç bulup dimdik dururlar hayatta... her şeyin en iyisi onların olsun :) Kasım sonu çabuk gelsin, ikinci kez anlamlansın hayat :)

Sondan Şimdiye..._ 3 Mayıs


Hayat; getirdikleri, götürdükleri... Evet dediklerin, hayır dediklerin, beklettiklerin, ardında bıraktıkların, yenmeye çalıştıkların, alıştıkların, alışmaya çalıştıkların, eskiler, yeniler, biriktirdiklerin, parçaların, seni sen yapanlar....
16 Nisan’da yazmışım en son... Üstünden bir sürü yeni şeyler yaşadığım günler olmuş...
Güzel bazıları, tarifi mümkün olmayacak kadar mesela yeni bir ufaklık geliyor olması yaşamıma, ikinci kez teyze olacak olmam, Kasım sonu Aralık başını anlamlandıracak bir meleğimin daha olması, sadece yüzüne bakıp sesini duyduğumda içimdeki huzursuzluğu çekip alacak kadar güçlü, o kadar dünyaya beni tekrar inandıran J
Sonra bir tekrar, en can sıkıcısından... İkinci hırsız vakası... Bu seferki ilkini katlarcasına kötü... Tedirginlik, ötesi orada olmaktan, beş senelik Üsküdar hallerinden soğuma hissi ve taşınalım kararı... Beraberinde getirdiği üşengeçliği... Ev arama seansları, emlakçı kabusları... İçinden yine de gülecek bir şeyler çıkartma, kendini besleme durumları...
Tamam burası olsun dediğin bir ev... Artık içinde bulunduğun, yeni alışmalar yaşadığın, eksiklerini tamamlayıp, sen yaptığın... Adı huzur olsun istediğin....
Değişikliğin yaşamına yeni bir nefes vereceğine inandığın, yeni bir evin yanına ruhunu daraltan işin de yenisini istediğin, evet diyeceğin bir teklif aldığın. Evet diyecekken hayıra döndüğün... Hayır cevabına en çok senin şaşırdığın... Ağzından çıkan cevaba sebepler bulduğun....(Mesela geçirdiğin 17 aylık süreçte yaşadığın her kesinti, her şanssızlıktan sonra takındığın tavrı, yeniden başlama heyecanını, hevesini belki de bir kez daha ama son kez göze alman gerektiğini düşünmen... Sözkonusu projenin seni uzmanlaşma yolunda olduğun alanda çok besleyeceğine inanman bununla birlikte sonuna kadar güvendiğin birinin liderliğinde ilerleyecek olman. Yöneticilerine tüm rahatsızlıklarını dillendirmiş olman ve bunların ortadan kalkacağına ve düzeleceğine dair seni inandırmış olmaları) Çok kısa sürede verdiğin bu kararın kendin için en hayırlısı olmasını dilediğin... Bekleyelim görelim halleri... Kafanda bazı şeyleri oturtma, kendine dönme, seanslar düzenleme zamanı...
Falan filan...