
Herkesin çalışmak için kendince sebepleri vardır, kişisel gelişim, kişisel tatmin, para, işe yaradığını hissetmek, üretmek, laf olsun torba dolsun, anne-babaya kendini ispat etmek, bak ben bir baltaya sap oldum demek aaa SAP demişken bak aklıma ne geldi; kendi yaptığım iş :) benim de kendimce sebeplerim var çalışmak için; en çok da kendi ayaklarım üzerinde durabildiğimi görmek, hayatımı devam ettirebilmek, benim emeğim, aklım, zamanım, çabam diyebilmek için... Çok isterdim doktor hatta öğretmen olup manevi tatmin diyebilmeyi çok da mutlu olurdum hayatım beslenirdi oysa şimdi asla manevi tatmini olmayan bir iş yapıyorum SAP olmasa dünya batmaz yani, hatta çok daha güzel bile olabilir :) Sevmediğim bir iş yaptığım için belki, amaç; temelde yaşamak için para kazanmaya ihtiyacım var para kazanmak için de çalışmaya bağlantılı cümlelere dönüyor benim hayatımda... Gıdım zevk almaksızın yaptığın bir işte tutunacak başka dallar arıyorsun; arıyorum... Şartlar, birlikte çalıştığın insanlar, durumu katlanmak fiilinden kurtaracak bir şeyler yani... Ama ben mi mıknatısım yoksa bahtı kara olan durumu mu bilmiyorum ama hep ve de hep etiketi iyi, içi anlamsız şeyler buluyor beni, ortalık jan jandan geçilmiyor ama ben mutlu muyum, hayır... Yaptığım işin en prestijli mekânındayım, bunu asla inkâr etmiyorum ama gelip görmedikçe belki kimseyi inandıramayacağım kadar sıkıcı bir çalışma ortamının içine hapsedilmiş durumdayım, tecrit edilmiş bir halde, kafamı kaldırdığımda bembeyaz bir duvar gördüğüm, nefes darlığı çekilecek bir odada sabahtan akşama tek başıma iki ayrı bilgisayarda çalışmaktayım; yalnızlaştırıldım çok mutsuzum... Üç gündür Cihan burada; eğitim veriyor –keşke daha uzun sürseydi verdiği eğitim benim için bir nefes alma aralığıydı bu üç gün-, belki bu yazıyı okur da gören biri olarak yorum yapar, ben bir şey demeden o dedi; burası nasıl bir yer, insanlık dışı, bu ne diye... Burada çalışılmaz burası ancak depo olarak kullanılır şeklindeki yorumlarına, depo, ambar derken espritüel olsa da yaşayan ben olduğumdan özünde can sıkıcı bir tanım ekledi, yaptığımız işe referans verircesine “feri ambarı” burası dedi... Ben daha ne diyeyim, sıkıldım, çok sıkıldım, ne bir baltaya SAP olmak istiyorum ne de içinde SAP geçen başka bir cümlenin başka bir kelimesi... Gidip sivil toplum kuruluşlarından birinde gönüllü olarak çalışmak istiyorum, bir ilkokulda öğretmen olmak istiyorum, bir kitap yazmak ya da bir gazete ya da dergide köşem olsun istiyorum, yaptığım iş sadece çay demlemek olsa dahi birileri ile konuşabildiğim, içinde iletişim olan bir şey olsun istiyorum, yaptığım iş bir başkasına dokunsun, teşekkür edilsin, ellerine sağlık denilsin istiyorum, "ne güzel geldi bu soğuk havada demlediğin sıcacık çay" kadar sıcak bir cümle olsun istiyorum ama en çok bu dünyada herkesin sevdiği işi yapmasını istiyorum ki yaptığın iş taşıdığın yük olmasın, hayatın yorulmasın, yüzün asılmasın, yaşam sevincin çekilmesin... Bu insanlığa verilecek çok mu zor bir ödül? Şu an derdim yaptığım iş değil aslında, çalıştığım mekân ve izole edilmiş olmam yoksa gönderin beni Çayeli’ne, Bergama’ya, Niğde’ye aynı ekiple hiç sesimi çıkarmam çünkü işte tam da bu noktada durumu katlanmaktan çıkaran müthiş iş arkadaşlarım vardı benim şimdi kendilerini görmek için ortak mekânım ofis olmayan... Neyse... Sustum...