26 Aralık 2014 Cuma
Ben çok özledim...
29 Aralık 2012 Cumartesi
Kaç yaşınızda olursanız olun babanız yaşıyorsa hala çocuksunuzdur…
31 Temmuz 2008'de yayınlamışım hastalığına dair hissettiklerini yazdığı yazısını babasına karşı, şimdi başka bir ricası var yine el değmeden olduğu gibi yayınlayacağım hislerini...
Her anı zor her anı tevekkül dolu bir süreçti yaşadığın, yaşadığınız, nurlar içinde yatsın babacığın, sana öğrettikleriyle dimdik ayaktasın, hep söyledim hep söyleyeceğim güçlüsün çokça ve hiç keşken yok babana dair, şanslısın da bu sebeple...
Hep aynı son yaşayacağımız, ne olursan ol, kim olursan ol, herkes aynı sonu yaşıyor; iyi bir insan olarak yaşayabilmek olsun payıma, payımıza düşen, başka bir şey değil dileğim...
18 Aralık 2011 Pazar
hepsini doğru yaptım, birinci olabilirim belki...
Sen bugün ülke genelinde yapılan bir deneme sınavında Türkiye Birincisi oldun; sen o kadar mutlu oldun ki en çok bunun için mutlu olduk biz de ve tabii sonrasında bu başarıyı idrak ederek mutlu olduk.
Henüz 8 yaşındasın henüz ilkokul üçüncü sınıf öğrencisisin, seni bu yarışa sokan, yıllardır değişmeyen ve bu ülkede değişmeyecek olan eğitim sistemine veryansın ediyorum ama içinde olduğunun gülen tarafındasın ya işte bunun için mutluyum.
Kuzguna yavrusu anka görünürmüş, benim yeğenimsin, ilk göz ağrımsın ne yapsan güzel ama burada mütevazılık yapamayacağım çok akıllısın çok zekisin keşke sınırsız olsaydı imkanların, el verdiğiyle en iyisini yapman dileğimle.
Hep yanında olduğumuzu bil, seni mutlu edecek olan neyse onu yaşa, ama benim gördüğüm gerçek şu ki başarmak gözlerini parlatıyor senin.
Yaşından büyüğüm, olgun miniğim, istemesen de ödüllendirilmeli bu başarı ki, sen de başardıkların zaten yapman gerekenlermiş hissi ile büyüme.
Çok özelsin, çok önemlisin, ah bir bilsen içimdeki seni… Tekrar tekrar unutmamacasına tebrikler, istediğin tek bir şeyin siparişi verildi, gelir gelmez ödülündür Real Construction :)
3 Aralık 2011 Cumartesi
18 Kasım 2011 Cuma

Sen kimsin bilmiyorum ama çok güzelsin, çok güzel gülüyorsun, ömrün de hep güzel olsun...
Fotoğraf: Murat Yanık
6 Kasım 2011 Pazar
28 Eylül 2011 Çarşamba
Kendisi bile bilmiyor ama... ismini verdim küçük kızıma...
Üzerine çok şarkı yazılmış, çok film çekilmiş, hatta bazılarımızın hayatında olan bir gerçektir; kızına, oğluna hayat yolunda birlikte yürüyemediğinin adını koymak… Fikrim değişir bu sahneye karşı dönem dönem; kimin tarafından baktığımla ilişkili olarak muhtemelen…
Gerçeğin olmayana duyduğun özlem midir buna sebep bilemem hani madem hala özlediğin birileri var adını koyacağın çocuğun diğer tarafı o niye hayatında; acımasızlık gibi gelir bunu düşününce de…
Ama sonra bazıları der ki, insan bir kere âşık olur, bazıları der ki ilk olan unutulmaz, bazıları der ki canını en çok acıtan bir yerlerde imzasını bırakmıştır, bazıları der ki ölüm olmasaydı, bazıları der ki güzel olan zamanların anısına, bazıları öyle der bazıları böyle der… Alt toplamda hatırlamaktır, alt toplamda her ismi söylendiğinde geçmişe uzanmak, o’na gitmektir, alt toplamda kendine eziyet yanındakine saygısızlık, o miniğe yüklenen anlamsızlıktır…
İnsanlar, bazen ben de, kendi canlarını yakmayı nasıl da güzel biliyorlar…
17 Aralık 2010 Cuma
Başlık bile bulunamaz bu vahşete!

18 Ekim 2010 Pazartesi
Tango Feeling; muh-te-şem!!!

Ard arda iki hafta Türker İnanoğlu Maslak Show Center’daki gösterilerden bahseder oldum ama bu haftaki gösteri tarifi imkânsızdı benim için ve hatta bizim için :) İnanılmaz keyif aldım, inanılmaz beğendim. Tango Feeling tek kelimeyle muh-te-şem-di.
Tango Feeling hakkında
"Dünyanın en iyi kompozitörü Astor Piazzola tarafından düzenlenen Estampas Portenas'ı görmeyen her kişi, bu yüzyılın en güzel gösterisini kaçırmış demektir. Bunu ben size açıklayabilirim, ama yine de siz mutlaka görmelisiniz."
dedirtmiş bir gösteri. Biz izledik umarım bizimle birlikte çok kişi de izlemiştir.
11 Ekim 2010 Pazartesi
Chicago müzikali İstanbul’da

Ara ara yaptığım biletix gezintileri sırasında rastladığım sonra bilet fiyatlarına bakıp ne yazık ki vazgeçtiğim daha sonra Eren ve Shop&Miles’ı sayesinde tekrar gündemimize oturan sayıca çok bir gruptan en son üç kişiye inerek -Eren, Alper ve ben- seyrettiğimiz ünlü Chicago Müzikali.
Her ne kadar yanımda oturan beyler zevk almamış olsalar da ben müzikali sevdim, Türkiye’de izleme şansı bulduğum için de mutlu oldum. Oyuncuların performansları, kıyafet seçimleri ama en çok da sesleri müthişti. Bir de on hatundan sekizinin bacak boyunun benim boyum kadar olması durumu vardı ki, ilahi adalet dedim kendini göstermediğin noktalardan biri de bu mu :)
180 TL’lik biletleri Bonus sayesinde 155 TL’ye alıp her ne kadar müzikali en arkadan seyretsek de balkonda olmamanın mutluluğu içindeydik zira ilk defa gittiğim Türker İnanoğlu Maslak Show Center’ın izleyiciyi düşünmez planı içinde sinir olmak yerine keyif bozmamak gerekiyordu. Ben ki iki gıdım boyumla sığamadığım koltuklara Alper ve Eren’in nasıl sığdığına şaşmaktayım hala, bundan öte önümüzdeki menşei belli olmaz ailenin sulak yerde büyümüş fertleri sayesinde koltuk yüksekliklerinin de doğru ayarlanmamış olduğuna kanaat getirdik. Velhasıl-ı kelam salon başarısızdı, büfesi Selpak bile satmıyor :( Haftaya da aynı salonda Tango Feeling’i izleyeceğiz umarım salonun ön tarafları daha huzurludur; dinimiz amin.
Müzikale gelince zaten başarısı kanıtlanmış, ödüllendirilmiş, dünya üzerinde defalarca oynamış, alkış almış bir gösteri için benim yazacağım bir iki artı cümlenin çok da bir şey değiştireceğini sanmıyorum. Özetle ben salona rağmen müzikali beğendim ta ki son sahneye kadar, son sahnede orkestranın tüm bireylerinin Türkiye’de olmak ve Türklere jest yapmak başlığı altında fes takmaları ve o feslerle show yapmalarına kadar.
Anlamadığım bir nokta; hadi Türkiye’ye gelmeden önce bunu böyle biliyordun, 10 gündür Türkiye’desin yolda sokakta bir tane fes takan adam gördün mü? Hadi sen buna dikkat etmedin, kuvvetle muhtemel bunu her gösterinden sonra yaptın, seninle ilgilenen onca Türk’ten biri bile söylemedi mi sana bunun bizimle alakası yok diye? Hadi onu da geçtim Chicago müzikalinin oyuncuları ve orkestra üyeleri bunu bilmiyor taaa 1925 yılında çıkarılan Şapka kanunu ile erkeklerin fes, sarık vb. takmaları engellenip modern kıyafetlere geçiş yapıldığı salondaki kimse tarafından mı bilinmez de fesli orkestra üyeleri sevimli bulunup alkışlanır da alkışlanır.
Neye şaşıracağımı, kime sinirleneceğimi bilemedim.
27 Eylül 2010 Pazartesi
your voice is my favourite sound
23 Eylül 2010 Perşembe
büyümek iyi mi kötü mü, bilemedim...

Nasıl değişiyor her şey?
Nasıl akıp gidiyor; bazen katılanı, bazen izleyeni bazen düğmesine basıp kapatanı oluyorsun.
Çoğaldığını zannederken geleceğin hatalarını inşa ettiğini bilemediğin zamanlarına bakıp şimdinin dinginliğine, güvenine sarılıyorsun.
Ara ara dönüp kendine bakıyorsun çevrene baktığından daha çok çünkü insan en çok kendi içine sinmeli, aksi koca bir kandırmaca.
Şimdinde yanında olmayanlara şükrediyorsun bazen, bazılarını özlüyorsun, bazılarına keşke bazılarına iyi ki diyorsun; olanlar ve olmayanlarla geldiğin noktadasın bugün.
Daha az anlatıyor buluyorsun kendini, yıllarca savunduğunun tam aksini buluyorsun da en çok sen öğreniyorsun. Az olsun öz olsun, gerçek kalsın yalan gitsin istiyorsun. Yalanı tanır hale geliyorsun eski herkes iyi her şey güzel tavrın yerini sonsuz bir temkine bırakıyor.
Büyüyorsun işte başka bir şey değil.
12 Eylül 2010 Pazar
Kendi kendisinin katili olan bir milletin ferdi olmak; işte bu bizim yaşadığımız!
29 Temmuz 2010 Perşembe
Erkek adamın romantizmle işi olmaz :)
23 Haziran 2010 Çarşamba
Geldin mi? Geldiiimmm...
7 Nisan 2010 Çarşamba
soru-cevap
29 Mart 2010 Pazartesi
It all begins with a choice...

Her karar bir tercihtir... Her tercih iyiye ya da kötüye gebedir... En başından bilmediğimiz... Her tercih sahibine yüktür... Taşımasını bilmek gerekir... Taşımaktan mutlu olmak, keyif almak gerekir... Aldığı her karar insanın ta kendisidir çünkü... İyidir ve kötüdür... Çünkü insan hem iyidir hem kötü...
Her karar bir yoldur, ya tek başına yürünen ya da el verdiğin birilerine... Beraber olduğun... Ummadığın güzelliklerle karşılaştığın, şaşırdığın... Emin olmadığın sonra iyiki dediğindir... Her tercih aslında içinde hep umarımları saklayandır... İyileri gördükçe taçlandığın.... Güne huzurla başladığın, kendikendine uyandığın, mutlu kalktığındır... Yüreğine bahar gelmesidir bazı kararlar; o griliği silip atması derin nefesler vermesidir... Bazı kararlar sihirli bir kutudur, hokus pokustur... Herkeste olsundur...
:)))
17 Mart 2010 Çarşamba
yokluk...

Doğum-Ölüm... Siyah-Beyaz... Var-yok...
Çaresizce kabulleniş anın donmasını, sonrasının hiçbir zaman aynı olmayacağını... Doğumgününde aklına gelmesi vefat eden bir arkadaşın... O güne dönmek, tekrar etmek... Hatırlamak, tazelemek... Fotoğraflarına, görüntülerine bakmak... Hala silemediğin telefon numarasını çevirsen sanki onun sesi gelecekmiş gibi hissetmek... O numarayı hiç ama hiç silemeyeceğini adın gibi bilmek...
Eksilenlere rağmen devam ettiğini görmek hayatın... Buna sevinmek mi gerekir üzülmek mi bilememek... Alışmak acı geliyor bazen... Yokluklara...
En büyük öğreti, en büyük ders ve tek gerçek benim lügatımda ölüm... Karşısında her şeyin anlamsızlaştığı... Düşündüğümde kırgınlıklarıma kızdığım, kırdıklarıma hayıflandığım... Sonra içine gömülüp hayatın hepsini bir bir unutup yine kırdığım yine kırıldığım...
Bu bilinçle yaşayıp hep değer bilemez mi insan hep değer bilemez miyim ben...



